KEMAL POLAT

Main navigation

  • Anasayfa
  • HİKAYEN MÜHRÜNDÜR
    • HİKAYEN MÜHRÜNDÜR KAYITLARI
  • HİKAYEN MÜHRÜNDÜR KAYITLARI
  • BENİM HİKAYEM
  • PAYLAŞIMLAR
  • HİPNOTİK YAZARLIK
  • İLETİŞİM

Benim Hikayem

Sayfa yolu

  • Anasayfa
Yazar: kemalpolat | 24 Mar 2025 - 21:26
kemal polat

ÜÇ KELİME BİR HAYAT; KEMAL POLAT'IN HİKAYESİ

Sırtım boşluğa geldiğinde, İstanbul’un artık arkamda olmadığını hissettim. Hikâyem artık bitmişti.

Koca şehir kendini, önce bir kartpostala, sonra bir anıya ve ardından bir boşluğa çevirmişti.

Bütün başarılarımı bir çöp poşetine, hayallerimi ise boğazın derinliklerine fırlatarak gitmişti İstanbul.

Her tepesinde ayrı yeminler ettiğim bu şehir, bana miras olarak üç kelime, umut olarak da bir soru bırakarak gitmişti.

Artık bütün hikâyem, ayağa kalkmaya çalıştığım an beni durduran “zor”, hayal kurmamı engelleyen “imkânsız” ve geçmişimi silip süpüren “önemsiz”, miras bırakılmış kelimelerden ibaretti bana.

Bir de umut olsun diye, cevabını nasıl bulacağımı bile bilmediğim bir soru kalmıştı İstanbul’dan geriye; “sen de kimsin?”

İstanbul, üç kelimeyle beni yetim bırakmıştı.

Üç kelimeyi defalarca bir araya getirip yazdım; “zor”, “imkânsız” ve “önemsiz”.

Başka bir kelime bulup yazar mı diye, elimde sıkıca tuttuğum kalem, başında beklediğim o kâğıda bunlardan başka hiçbir şey yazmadı.

Belki bir gün yazarım diye, birkaç kelimelik boş yeri olan kâğıdı ve kalemi cebime koyarak, yola çıktım.

“Sen de kimsin” sorusunu her adımda, her nefes alışımda ve yorgun düşüp yıkıldığım her yerde sordum.

Adlarını bilmediğim günler ve saymasını bilmediğim aylar geçti.

İstanbul’un bütün hikâyemi gömdüğü İstanbul Boğazı’na “sen de kimsin?” sorusunun cevabını bulmak için yürüdüm.

Önünden geçtiğim bazı villaların sahipleri eskiden benim yardımcı olduğum insanlardı.

Çünkü elli yaşımın yirmi beş yılını; iflas etmek üzere olan bu insanların işlerini kurtararak geçirmiştim.

Kendi hikâyemi bulmak umuduyla o günleri ve neler yaptığımı düşünmeye başladım.

O günlerde, onlar da tam şu anda bulunduğum durumdaydılar.

Yapmak istedikleri şeyler onlara “zor” geliyor; kurdukları hayallere “imkânsız” gözüyle bakıyor ve geçmiş başarılarının “önemsiz” olduğuna inanıyorlardı.

Bu durumda, hayatın onlara da sorduğu “sen de kimsin?” sorusu cevapsız kalıyordu.

Aslında o yaşa kadar, hayat yolculuklarına eşlik ettiğim, eğitim verdiğim binlerce insan da aynı durumdaydı.

“zor” olan işleri yapamıyor, “imkânsız” hayalleri kuramıyor ve “önemsiz” bir geçmişin faydasını göremiyorlardı.

Bunları düşünürken kulağımı sağır eden bir cümle duydum; “peki, sen onlara ne yapıyordun?”

İflastan kurtardığın firmalara ne yapıyordun, hayattan kopmuş insanları nasıl hayata bağlıyor ve imkânsız şeyleri insanlara nasıl öğretiyordun?

Bu soruları cevaplamaya çalışırken, “sen de kimsin?” sorusuna da bir cevap bulmuştum.

Çünkü ben, yıllar boyunca insanlara “kendi hikâyelerini” nasıl bulacaklarını öğretmiştim.

İflastan kurtaran ben değildim, çünkü bulmalarına yardım ettiğim gerçek hikâyeleri “iflas” içermiyordu.

Birebir yardımla hayata bağlayan ben değildim, onların keşfetmesini sağladığım hikâyeleri, kendiliğinden doluydu.

Ve ben bir şey öğretmiyordum, farkına varmalarını sağladığım hikâyelerinde zaten birçok şeyi biliyorlardı.

Ancak çok önemli bir ayrıntı vardı hikayemde; bunları inanılmayacak kadar kısa sürelerde yapıyordum. 

İşte geriye kalan hayatımı daha da anlamlı yaşamamı sağlayan hikayemin özünü bulmuştum.

Ve bütün bunlar benim hikâyemi ortaya çıkarıyordu.

“Sen de kimsin?” sorusunu artık benim hikâyem cevaplıyordu.

Cebimde taşıdığım, önceleri yazmayan kalem ile buruşuk kâğıdı çıkarıp, bir cümle yazdım;

“Ben insanların kaybettikleri kelimeleri bulan biriyim”

İşte o günden sonra, kelimeleri kaybolduğu için hikâyelerini kaybeden ve “sen de kimsin?” sorusuna cevap bulamayan insanların gözü, kulağı, tutan eli olmak için kendime yol aradım.

İlk yaptığım iş, neyi nasıl anladığımı, neyi nasıl gördüğümü ve bunu nasıl aktardığımı birkaç insana öğretmek istedim. Adını hipnotik yazarlık koyduğum bu, hayata ve her şeye olması gerektiği bakmanın yolunu, bin elli kişiye öğrettim.

Şimdi dünya bana mavi gökyüzünden, ben ise tamamlanmış eksiksiz ve gerçek resimleri ona ve insanlara ikram ediyorum.

Kayıtlı yaşantım ise şöyledir;

Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunuyum.

1993 -1999 yılları arasında özel sektörde yönetici olarak çalıştım.

1999- 2013 yılları arasında, yönetim danışmanı, işletme koçu, kurumsal eğitim, sosyal psikoloji, psikoterapi ve iş geliştirme uzmanı olarak çalışmalar yaptım.

16 sektör, 55 firma ve binlerce insanla birlikte hayatı, başarıyı ve mutluluğu yeniden anlamlandırmakla ömrünü geçirdim. Ve bunun devam etmesini diliyorum.

2013 -2021 yılları arasında hayatın fark edilmeyen gerçeklerini modelleyerek, büyük sorunlara kalıcı çözümler getiren pratik uygulamalar geliştirip, bunları insanlara ulaştırdım

2021- 2026 yılları arasında, insanların anlam boşluklarında kaybolmamaları ve gerçekleri anlatabilmeleri için, kendi anlatım ve yazma stilimi bin insana öğrettim.

2026' dan itibaren tüm deneyim ve birikimlerimi "Hikayen Mühründür" projesinde kullanarak, insanların kendi doğru hikayelerini bulmalarını sağlıyorum.

İstanbul'da yaşıyorum...

 

Kemal Polat
  • Yorum göndermek için oturum açın

Footer menu

  • İletişim

Copyright © 2026 Kemalpolat.com- Tüm Hakları Saklıdır.