Ana içeriğe atla

STRESİN BEŞ AŞAMALI ÇÖKÜŞ PLANI

Stres, yol ayırımında karşımıza çıkar. Tuhaf bir duygudur. Aklımızı karıştırır. Biraz tedirgin eder.

Stres, tam yolda ilerlerken birdenbire, yolun ikiye ayrılmasıdır. Bu iki yolun hangisinin bizi gideceğimiz yere götüreceğini bilmemiz gerekir. Ancak 

yolda herhangi bir levha yoktur. Hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu, nasıl bilebiliriz?

Stresle ilk karşılaşıldığında yaşanan şok, krize, kriz korkuya, korku bağımlılığa, bağımlılık depresyona, depresyon ise hayattan koparır.

Başka bir deyişle stres, fiziksel çöküşle hastalıklara,zihinsel çöküşle kalıcı korkulara, kişilik çöküşüyle bağımlılıklara, ruhsal çöküşle depresyona ve son olarak hayattan kopmaya götürür.

Stres yönetildiğinde de 5 aşama izler; Yaşanan ilk şok fiziksel çöküntü yerine fiziksel direnci, zihinsel çöküş yerine korkmadan başlamayı, kişilik çöküşü yerine daha mükemmel bir kişilik oluşturmayı, ruhsal çöküş yerine yeniden dirilişi, yaşamdan kopmak yerine yaşama bağlanmayı sağlar.

Stres yönetimini bilenler, kriz şok ve öfkeden etkilenmez, stres kaynaklı hastalıklara yakalanmaz, korkuları barındırmaz, bağımlılıklar olmaz, depresyona girmez ve coşku dolu, daima iyi yönde gelişen bir yaşam tarzına sahip olurlar.

Şimdi stresin bilinmeyen yüzünü öğrenmek için okumaya devam ediniz.

Stresin Bilinmeyen Aşamaları

KRİZ - ŞOK AŞAMASI - SORUNLARA DAVETİYE ; Stres, sanıldığı gibi içerden oluşan bir durum veya duygu değildir. Stres dışarda olup biten şeylerle ilişkiye girdiğimiz anda karşımıza çıkar.

Stresle karşılaşan insanın ilk ruh hali şaşkınlık , tedirginlik ve şoktur. Şoka giren insan, ne yapacağını düşünmekte ve hemen bu sorunu çözmek istemektedir. Ancak karar veremez bir durumdadır.

Kriz aşamasında kararsızlık uzadıkça, git-geller yaşanmaya başlanır. İkilemlerle boğuşmaya başlayan insan, bir onu, bir diğerini tercih etmekte ve bir kararda duramamaktadır.

Kriz aşamasında, kişi, aynı zamanda, öfke dolmuş, herkesi yargılayan, herkesi suçlayan, nefretin gözlerini bürüdüğü bir ruh halindedir.

Kriz aşamasında, kişi stres gerilimini , şiddete başvurarak, öfkelenerek, bağırıp çağırarak bunu atmak ister. Bu davranışlar, o anki gerilimini atsa bile başka şeylere zarar verdiği için başka sorunlara yol açar. Sorun, sorun doğurmaktadır.

Kriz aşaması, kişinin paniklediği ve güven aradığı bir aşamadır.

Kriz aşamasında yaşanan duyguları, çeşitli tekniklerle yatıştırmaya veya bastırmaya çalıştığında ise stres, daha güçlü bir şekilde karşımıza çıkmak için geri çekilir ve en zayıf anımızda tekrar karşımızdadır.

Stres yönetimi, sanıldığı gib, kriz aşamasında oluşan öfke , kızgınlık vs. gibi duyguları idare etmekle ilgili değildir. Bu duygularla oyun oynanmaz ve stres yönetiminde işe yaramaz.

Stres yönetildiği anda bu duygular yerini sakin, kendinden emin ve coşku dolu bir ruh haline bırakır.Kriz aşamasını, kriz olarak yaşayan kişilerde, stres yoluna devam eder, bir sonraki aşamaya geçer. Geçtiği aşama Fiziksel çöküştür.

HASTALIK AŞAMASI ( FİZİKSEL ÇÖKÜŞ) - HASTALIKLARA DAVETİYE:  her stres şok etkisi yaratır. ilk şok vücutta hissedilir. Vücut bağışıklık sistemi dahil, herşeyi durdurup, sadece hareket ve solunum sistemine odaklanır. Vücut gergindir ve birçok sistem işlemez. 

Hastalık aşamasında, insan, stresin vücudun üzerindeki gerilimini atmak için onu bastırmaya çalışır. Bastırılan her duygu güçlenerek karşımıza tekrar çıkar. Bu gerilimlerin sayısı artıkça, vücut hastalıklara davetiye çıkarır ve en küçük olayda hastalanmaya başlar. Bu stresin fiziksel çöküş aşamasıdır. Vücut, strese teslimdir. Burada strese karşı yapılacak hiçbir numara veya rol işe yaramaz. 

Hastalık aşamasında, stres yönetildiğinde ise fiziksel olarak güçlenir, daha dayanıklı ve hayat dolu bir vücut inşa edilir.

Hastalık aşamasında stresin adı artık stres değildir. Artık stres, sorun adıyla karşımıza çıkar ve kimse onun stres olduğunu bilmez. Kriz aşamasında stresin yönetilememesi bu aşamaya zorunlu olarak geçiş yapar.

Hastalık aşamasında, stresi yönetebilme için yine fırsatlar çıkar önümüze. Bunu kullanabildiğimiz takdirde, stresin bize katmak istediği gücü elde etmiş oluruz. Aksi takdirde stres fiziksel çöküşe neden olur ve hastalıklı bir vücutla yaşamaya mahkum eder.

Burada yönetilemeyen stres başka bir aşamaya geçer. Korku Aşamasına.

KORKU AŞAMASI, ( ZİHİNSEL ÇÖKÜŞ ) - KORKULARA TESLİM OLAN BİR HAYATA MERHABA;  yönetilemediği için fiziksel olarak vücudu vuran stres, insanın en temel duygusu olan korkuyu kamçılamaya başlar.

Korku aşamasında stres, her olayda korku üretmeye başlar. Bu korkular, yavaş yavaş kalıcı hale gelmeye başlarlar.

Korku aşamasında, insanlar korkularını gizledikleri için çözümden biraz daha uzaklaşırlar

Korku aşamasında, kuruntular , vesveseler, tereddütler ve tedirgin eden birçok şey korku olarak derinleşir.

Korku aşamasında da stresin adı stres değildir. Bu yüzden, korkuları olan insanlar, korkunun kaynağının stres olduğunu bilmezler.

Korku aşamasında stres, tedbir, derin düşünme, dikkatli davranma, önlem alma gibi isimlerle gizlenmiştir.

Korku aşamasında, olan en kötü şey ise, insanın korku üretebilme yeteneğini ortaya çıkarmasıdır. Kişi , sanki alacakaranlık kuşağının yönetmeniymiş oturup korku üretmeye ve bunları tek tek hayatında yaşamaya başlar.

Korku aşamsında stresin yönetilme yolları vardır. Bunu yapabilenler, korku yerine güven dolu bir ruh haliyle yoluna devam eder. Stresi yönetmek yerine, korkularla başa çıkmak için çabalayanlar ise korku bataklığında yaşamaya devam ederler. Korku onları asla bırakmaz.

Korkuları olan insanlar bu konuyu stresle ilişkili olarak halledemediklerinde , korkularını bastırmak veya kendilerini şartlandırmaktan öteye geçemezler.

Korku, insanı güven arayışına iter, güven aramaya başlayan insan ise birşeylere sığınma, birilerinden yardım alma ihtiyacı hisseder. Ve korku aşaması, bağımlılık aşamasına geçer.

BAĞIMLILIK AŞAMASI -( KİŞİLİK ÇÖKÜŞÜ )  BAĞIMLILIK ; Korku aşamasını geçen stres, yoluna bağımlılık aşaması ile devam eder. Kişi korkularından dolayı, artık bir güven arayışı içindedir.

Bağımlılık aşamasında stresle başa çıkamayan insan, kendisine yeni alışkanlıklar edinmeye başlar. Bu alışkanlıklar gerçekten işe yaramaktadır. Ancak sadece o anki stresin etkisini kırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Madde bağımlılığı, cinsel bağımlılıklar, intiharlar, mala bağlılık, insanlara bağlılık bu aşamada stres tarafından verilen meyvelerdir.

Bağımlılıkları olan insanlar bunu asla stresle ilişkilendirmezler. Biri alkolik olduğu için içer, diğeri tiryaki olduğu için içer, diğeri mazoşist olduğundan aşırı isteklidir..Stres, burada da kendisini gizler ve başka isimlerle anılır.

Bağımlılıklarından kurtulmaya çalışan insanların neden zorlandıklarını buradan anlayabilirsiniz. Onlar sadece onlara keyif veren maddeyle bağını kesmeye çalışmaktadır. Oysa bağımlılık onun stresle mücadele için geliştirdiği bir tekniktir. Eğer kişi bir kez bile bu stresi yönetebilirse, bağımlılık derahl onun yakasını bırakacaktır.

Bağımlılık aşamasında, bağımlılık stresten dolayı derinleşmeye başladıkça, insanlar tek tek kaybolmaya başlar ve kişi yalnızlaşır, sonrasını yazmak bana düşmez.

Bağımlılık kişiliklerin çökmesine ve parçalamasına yol açar. Artık iyi vasıflar yerini sorunlu vasıflara bırakır. Kişilik tutarlılığını kaybeder.

Bağımlılık aşamasında stresi yönetebilen kişi, çok güzel ve yeni alışkanlıklar edinir. Bu alışkanlıklar, stresin ona getirdiği yaşamsal hediyelerdir.

Bağımlılık aşamasında stresi, bağımlılık olarak devam edenler, stresle birlikte başka bir aşamaya geçerler. Depresyon aşamasına...Ruhsal çöküş aşamasına.

DEPRESYON AŞAMASI- ( RUHSAL ÇÖKÜŞ) - ÖLÜM NEDİR Kİ? ; depresyon aşaması stresin en ağır aşamasıdır. Depresyonu kim nasıl tarif ederse etsin. Depresyon, insanın bir ruhu olduğunu inkar ettiği ve kendisini bir kemik ve et yığını haline getirdiği bir durumdur.

Depresyonun en güzel karşılığının bunalım kelimesi olduğunu düşünüyorum. Bunalımın sebebi, kişiye göre olaylardır, insanlardır veya kendisidir. Yaşayan kişiye göre  her ne şekilde olursa olsun, bunun stresle direk ilgisi yoktur ve belki de bu işin sorumlusu kaderdir.

Depresyon, stresin insanın ruhunu çökerttiği andır. İnsanı bir heykelden, bir kediden farksız hale getiren aşamadır.

Depresyona giren insanlar, adeta bir ruhsal kansere yakalanmış gibilerdir. Depresyondan çıkmaları için neredeyse, imkansız gibi düşünürler. Oysa depresyon, uzun bir yolculuktan gelen bir yüktür.

Depresyona girmiş bir insan, bundan önce geliştirdiği bazı bağımlılıklardan buraya gelmiştir. O bağımlılıklar ise onun korkularının sonucuydu. Korkular ise yaşanan birtakım krizlerin sonucuydu. Krizin sebebi ise stresti. Peki ne yapacaktı bu stres; stres sadece onu geliştirmek ve daha iyiye götürmek istemişti. O ise stresi anlayamamış ve strese karşı savaş vermişti.

Depresyon esnasında stresi yönetemeyen insan, bir sonraki aşama olan hayattan kopma aşamasına gidecektir.

KOPMA AŞAMASI - ( YAŞAMIN ÇÖKÜŞÜ) - LANET OLSUN HERŞEYE ! : Kopma aşaması, stresin insanın yakasını bıraktığı aşamadır. Bu aşamada yaşamın içinden çekilen kişi stresle pek karşılaşmayacaktır.

Kopma aşamasındaki kişi için, onu bu hale koyan birileri vardır. Kaderi kötüdür. Dünya berbat biryerdir. İnsan kalmamıştır. Herşeye lanet etmiş ve herşeyi bir kenara bırakmıştır.

Bu aşamada belki stres en çok kader adıyla anılır. Stres gizlenmiştir.

Kopma aşamasında kişi bir vecd halindedir. Dünyayla ilgisi kalmamıştır.

Kopma aşaması, stresin, insanı tutup fırlattığı bir aşamadır.

Özetlemek gerekirse; stres insanın yaşamla temasından başlar, yaşamla teması kopuncaya kadar devam eder. Adı ister kriz olsun, ister korku, ister bağımlılık , ister depresyon olsun, stres her yerdedir. Ve stres insanın çıktığı yolculukta onu ileri taşıyan ray sistemidir. Bu raydan geçebilenler, stresi yönetebilenlerdir. 

Tags